Sahel kuşağı son yıllarda yalnızca güvenlik krizleriyle değil, aynı zamanda devlet otoritesinin yeniden tanımlandığı bir dönüşümle karşı karşıya. Bu dönüşümün merkezinde yer alan Jama’at Nusrat al-Islam wal-Muslimin (JNIM), 2017 yılının Mart ayında Mali’de kuruldu ve kısa sürede bölgedeki en etkili cihatçı yapılardan biri haline geldi. Örgütün kökenleri, 2000’li yıllarda Mali’de filizlenen ve 2012’de ülkenin kuzeyinde alan kontrolü kuran silahlı yapılara dayanırken Fransız müdahalesi sonrası oluşan güç boşluğu daha esnek ve ağ temelli bir yapının doğmasına zemin hazırladı. JNIM, bu parçalı yapıları bir araya getirerek hem ideolojik hem de operasyonel bir birlik kurdu; El Kaide ve onun Kuzey Afrika kolu AQIM’e bağlılık ilan etmesi, örgütün çerçevesini küresel bir ideolojiye oturturken İyad ag Ghali ve Hamadoun Kouffa gibi yerel figürler sayesinde sahaya uyum sağladı. Bugün JNIM yalnızca silahlı saldırılar gerçekleştiren bir yapı değil; aynı zamanda vergi toplayan, ticareti denetleyen, kadılar aracılığıyla yargı işlevi gören ve kendi şeriat yorumunu uygulayan, yer yer devlet benzeri işlevler üstlenen hibrit bir aktör konumunda.
Çekirdek ve Çevre: JNIM’in Coğrafi Öncelikleri
JNIM’in yayılımı iki katmanlı bir yapıya sahip: merkezi Sahel ve kıyı ülkeleri. Mali, Burkina Faso ve Nijer örgütün ana faaliyet sahasını oluştururken özellikle Mali hem tarihsel hem de örgütsel merkez olma özelliğini koruyor; örgütün on idari bölgesinden (mantiqa) sekizinin burada bulunması bu durumu açıkça gösteriyor. JNIM’in yapısı üç katmanlı bir hiyerarşiye dayanıyor: en üstte şura konseyi, onun altında mantiqa ve askeri birlikler olan katiba düzeyi, en altta ise doğrudan sahada faaliyet gösteren markaz ve saryat gibi küçük birimler yer alıyor. Bu yapı, merkezde stratejik kontrol sağlarken sahada esneklik yaratıyor. Buna karşılık Benin, Togo ve Fildişi Sahili gibi kıyı ülkeleri örgütün daha temkinli ilerlediği alanlar. Bu bölgelerde doğrudan askeri saldırı yerine önce ideolojik ve sosyal nüfuz, ardından lojistik ağlar ve ticari ilişkiler kuruluyor; son aşamada ise sınırlı askeri faaliyetler başlıyor. Özellikle Benin’de son yıllarda artan saldırılar, bu geçiş sürecinin hızlandığını gösteriyor.
Yayılmanın Mantığı: Avantajlar ve Sınırlar
JNIM’in genişleme stratejisi, açık bir maliyet-fayda hesabına dayanıyor. Yeni alanlara yayılmak, örgüte hem yeni insan kaynakları hem de ekonomik fırsatlar sağlıyor; sınır bölgelerinde yürütülen kaçak ticaret – altın, yakıt, hayvancılık ve doğal kaynaklar – bu sürecin önemli bir payını oluşturuyor. Ayrıca geniş coğrafyaya yayılmak, örgüte askeri açıdan yeni cepheler açma ve baskı altında kaldığında geri çekilebileceği güvenli alanlar oluşturma imkânı tanıyor; bu durum özellikle yoğun operasyonlar karşısında örgütün hayatta kalmasını kolaylaştırıyor. Ancak bu genişleme beraberinde ciddi yükümlülükler de getiriyor: daha fazla birlik, lojistik kaynak ve daha karmaşık bir koordinasyon yapısına ihtiyaç duyuluyor. Coğrafyanın büyümesi, kontrolün zayıflaması riskini artırırken farklı bölgelerden gelen unsurlar arasında güven sorunları ve iç gerilimler doğurabiliyor. Bu nedenle JNIM bazı bölgelerde askeri faaliyetlerini sınırlayıp ekonomik ve sosyal nüfuza ağırlık vererek daha düşük riskli bir genişleme modeli izliyor.
Karar Alma Mekanizmaları: Şura’dan Sahaya
JNIM’in yapısındaki en kritik unsur, merkezi liderlik ile sahadaki birimler arasındaki gerilimli dengedir. Üst yönetim – özellikle şura konseyi ve lider kadro – daha temkinli, stratejik ve kontrol odaklı hareket ederken alt düzey birlikler (markaz ve saryat) çoğu zaman daha agresif ve fırsatçı bir yaklaşım sergiliyor. Bu durum örgüte esneklik kazandırsa da zaman zaman stratejik uyumsuzluklara yol açıyor; yerel birimlerin gerçekleştirdiği bazı saldırılar, merkezi yönetimin öncelikleriyle çelişebiliyor. Bu iç çelişki ilginç bir şekilde örgütün genel agresyon seviyesini de sınırlayabiliyor; çünkü merkez, aşırı yayılmanın ve kontrol kaybının yaratacağı riskleri dengelemeye çalışıyor. Ayrıca son yıllarda Burkina Faso kökenli savaşçıların artması, örgüt içinde temsil ve güç dengesi tartışmalarını beraberinde getirirken üst yönetim ekibinin hâlâ büyük ölçüde Mali kökenli olması bu gerilimi artırıyor. JNIM’in zaman zaman devletlerle yerel düzeyde gayri resmi ateşkes veya saldırmazlık anlaşmaları yapması da bu merkezi kontrol arayışının bir yansıması; ancak sahadaki birimlerin bu tür anlaşmaları ihlal etme riski her zaman mevcut.

Bölgesel Denklem: Sahel’de Parçalanma
JNIM’in yükselişi, Sahel’deki siyasi parçalanma ile doğrudan bağlantılı. Mali’de 2020-2021’de, Burkina Faso’da 2022’de ve Nijer’de 2023’te gerçekleşen askeri darbeler, devlet kapasitesini zayıflatırken aynı zamanda JNIM tehdidinin büyümesini de dolaylı olarak meşrulaştırıcı bir argüman haline geldi. Bu darbeleri gerçekleştiren aktörler, büyük ölçüde artan güvenlik krizini ve özellikle JNIM’in yayılmasını gerekçe gösterdi. Aynı süreçte Mali, Burkina Faso ve Nijer’in oluşturduğu Sahel Devletleri İttifakı (AES), 2024 yılında ECOWAS’tan ayrılarak bölgesel güvenlik mimarisinde ciddi bir kırılma yarattı. Bu kopuş, zaten kırılgan olan iş birliği mekanizmalarını daha da zayıflattı. Kıyı ülkeleri – özellikle Benin ve Togo – bu yeni denklemde ön cephe haline gelirken JNIM’in bu bölgelere doğru ilerleyişi tehdidin genişleme potansiyelini açıkça ortaya koyuyor.
Politika Seçenekleri: JNIM’e Karşı Stratejik Yaklaşımlar
JNIM’in yayılmasına karşı geliştirilecek politikaların çok boyutlu olması gerekiyor. Öncelikle devletlerin istihbarat kapasitesini güçlendirmesi ve risk haritalaması yaparak hangi bölgelerin daha kırılgan olduğunu belirlemesi kritik önem taşıyor. Bununla birlikte sınır bölgelerindeki yerel çatışmaların ve toplumsal şikayetlerin yakından takip edilmesi, örgütün bu alanlarda taban bulmasını engellemek açısından hayati. Güvenlik yaklaşımında ise doğrudan askeri müdahalenin ilk seçenek olarak görülmemesi gerekiyor; zira erken ve sert askeri hamleler hem yerel halkı hem de örgütü daha radikal tepkilere itebiliyor. Bunun yerine sivil güvenlik güçlerinin güçlendirilmesi ve toplumla daha yakın ilişki kurabilen yapıların öne çıkarılması daha etkili bir yöntem olabilir. En kritik unsurlardan biri ise toplum ile devlet arasındaki ilişkinin yeniden inşa edilmesi; zira JNIM’in güç kazandığı alanların büyük kısmı, devletin meşruiyetinin zayıfladığı bölgelerden oluşuyor. Bölgesel düzeyde ise AES ile ECOWAS arasındaki kopuşun giderilmesi ve ortak güvenlik politikalarının yeniden tesis edilmesi, sınır aşan bu tehdide karşı en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.
Nihai Değerlendirme
JNIM’in Sahel’deki yükselişi, yalnızca bir güvenlik sorunu değil; devlet kapasitesinin, bölgesel iş birliğinin ve toplumsal yapının sınandığı çok katmanlı bir krizdir. Örgüt, silahlı güç kadar esneklik, yerelleşme ve stratejik sabırla ilerliyor; bu da onu klasik askeri yöntemlerle durdurmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle çözüm de çok boyutlu olmak zorunda: askeri, siyasi, ekonomik ve toplumsal araçların birlikte kullanıldığı bir yaklaşım olmadan, Sahel’de başlayan bu genişleme dalgasının Batı Afrika’nın daha geniş bir coğrafyasına yayılması oldukça muhtemel görünüyor.
Kaynak : Crisis Group , ISS Africa