Afrika’dan ses verir.
Afrika Birliği İsrail’in Somaliland Hamlesine Hayır Diyor
Politika Son Dakika

Afrika Birliği İsrail’in Somaliland Hamlesine Hayır Diyor

Ara 29, 2025

İsrail’in Somaliland’ı tanıma yönünde attığı adım, bugün Afrika Boynuzu’nda tekil bir diplomatik açılım olarak değil, kıtanın tamamını ilgilendiren yapısal bir kırılma riski olarak okunuyor. Bu hamle, yalnızca Somaliland’ın statüsünü tartışmaya açmıyor; Afrika’nın sömürge sonrası devlet anlayışını, sınır doktrinini ve dış aktörlere karşı geliştirdiği kolektif savunma refleksini yeniden gündeme taşıyor. Afrika Birliği’nin bu girişimi reddetmesi ise anlık bir siyasi tepki üretmiyor, aksine onlarca yıllık tarihsel deneyimin bugüne yansıyan kurumsal bir tutumunu sergiliyor.

Somaliland bugün fiilen bir devlet gibi işliyor. Kendi siyasi kurumlarını kuruyor, seçimler düzenliyor, güvenlik aygıtını işletiyor ve Somali’nin geri kalanına kıyasla görece istikrarlı bir alan oluşturuyor. Uluslararası gözlemciler dahi bu fiili durumu teslim ediyor. Ancak Afrika Birliği bu tabloya bakarken “işleyen bir yapı”nın ötesinde, çok daha büyük bir resim görüyor. Çünkü Afrika’da devlet olmanın ölçütü yalnızca iç düzen ve istikrar üretmekle tanımlanmıyor; sömürge sonrası sınırların korunması, bugün hâlâ kıtasal düzenin temel taşı olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Afrika Birliği, Somaliland’ın fiili varlığını inkâr etmiyor ama hukuki tanıma meselesinde bilinçli biçimde mesafeli duruyor.

İsrail’in Somaliland’a yönelmesi, bugün salt diplomatik tanıma arayışıyla sınırlı kalmıyor. İsrail, Kızıldeniz hattında artan rekabeti yakından izliyor, Babü’l-Mendep Boğazı çevresinde güvenlik kaygılarını derinleştiriyor ve Afrika Boynuzu’nda kendisine stratejik bir alan açmaya çalışıyor. Bu çerçevede Somaliland, İsrail için yalnızca siyasi değil, jeostratejik bir imkân sunuyor. Berbera Limanı, deniz ticaret yolları ve askeri–lojistik erişim potansiyeli, bu ilgiyi daha da görünür kılıyor. İsrail, bu hamleyle Afrika Boynuzu’nda nüfuzunu artırmayı, rakip aktörlerin hareket alanını sınırlamayı ve Kızıldeniz güvenliğinde yeni bir denge kurmayı hedefliyor.

Ancak Afrika Birliği bu süreci, bugün de dış müdahalenin klasik bir versiyonu olarak okuyor. Birlik açısından sorun, İsrail’in Somaliland ile ilişki kurması değil; bu ilişkinin tek taraflı bir tanıma ile taçlandırılma ihtimali oluyor. Çünkü bu tür bir tanıma, Afrika içindeki tartışmalı siyasi yapıların dış destekle meşrulaştırılması anlamına geliyor. Afrika Birliği, bu noktada yalnızca Somaliland’ı değil, kıta genelindeki potansiyel ayrılıkçı hareketleri düşünüyor. Bu nedenle mesele, bireysel bir vaka olmaktan çıkıyor ve kolektif bir güvenlik sorunu hâline geliyor.

Afrika Birliği bugün Somali’nin toprak bütünlüğünü savunurken, aslında kendi tarihsel travmalarını da savunuyor. Sömürge döneminde masa başında çizilen sınırlar, Afrika için hâlâ sorunlu bir miras oluşturuyor; fakat bu mirasın sorgulanmasının, yeni ve daha derin parçalanmalar üreteceği endişesi ağır basıyor. Bu nedenle Afrika Birliği, “kusurlu ama sabit” sınır anlayışını, “akışkan ama istikrarsız” bir yeniden çizim sürecine tercih ediyor. Somaliland’ın tanınmasına karşı çıkılması, bu tercih doğrultusunda şekilleniyor.

Bu noktada Afrika Birliği’nin reddi, İsrail karşıtı bir ideolojik refleks üretmiyor. Aksine bu tutum, Afrika’nın kendi iç düzenini koruma çabasının bir uzantısı olarak ortaya çıkıyor. Birlik, dış aktörlerin Afrika’daki kırılgan fay hatlarını derinleştirmesinden endişe ediyor. Çünkü bugün Somaliland üzerinden açılacak bir kapının, yarın Sahel’den Büyük Göller Bölgesi’ne kadar uzanan geniş bir alanda benzer talepleri meşrulaştırabileceğini öngörüyor. Afrika Birliği, bu riski bertaraf etmeye çalışırken, devlet egemenliğini ve kıtasal bütünlüğü önceliklendiriyor.

İsrail ile Afrika Birliği arasındaki bu gerilim, bugün iki farklı mantığın karşı karşıya geldiğini gösteriyor. İsrail, güncel jeopolitik ihtiyaçlar, güvenlik hesapları ve bölgesel rekabet üzerinden hareket ediyor. Afrika Birliği ise tarihsel hafızayı, sömürge sonrası deneyimi ve parçalanma korkusunu merkeze alan bir yaklaşım benimsiyor. Bu nedenle taraflar aynı olguyu farklı dillerle okuyor: İsrail Somaliland’ı stratejik bir fırsat olarak görürken, Afrika Birliği aynı yapıyı potansiyel bir istikrarsızlık kaynağı olarak değerlendiriyor.

Sonuç itibarıyla bugün İsrail’in Somaliland hamlesi ile Afrika Birliği’nin bunu reddetmesi, geçici bir diplomatik kriz üretmiyor; Afrika’nın kendini nasıl tanımladığına, sınırlarını nasıl koruduğuna ve dış dünyayla hangi şartlarda ilişki kurduğuna dair daha büyük bir tartışmayı besliyor. Bu tartışma, bugün de Afrika’nın egemenlik anlayışının hâlâ ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar savunmacı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir