Nijerya’da son günlerde peş peşe yaşanan kaçırma vakaları, ülkenin uzun süredir devam eden güvenlik krizini uluslarası gündeme taşıdı. Okullar, kiliseler ve kırsal yerleşimler farklı silahlı grupların saldırı odağı hâline gelirken, toplu kaçırma olaylarının aynı hafta içinde üç farklı eyalette yaşanması, Nijerya’nın karşı karşıya olduğu çok katmanlı krizi daha görünür hale getirdi.
Okullar ve Kiliseler Peş Peşe Hedef Alındı
22 Kasım 2025’te Nijer eyaletindeki St Mary’s Catholic School’a yapılan saldırıda 303 öğrenci ve 12 öğretmen kaçırıldı, yaşanan bu olaydan sonra yaklaşık 50 öğrenci ise kaçmayı başardı. Bu olaydan hemen önce Kebbi eyaletinde 25 kız öğrenci kaçırıldı. Yine aynı hafta Kwara bölgesindeki bir kiliseye yapılan saldırıda ise 38 kişi kaçırıldı; iki kişi hayatını kaybetti.
Sadece beş gün içerisinde üç farklı eyalette gerçekleşen bu saldırılar, özellikle ülkenin kuzey ve merkez bölgelerindeki güvenlik krizinin boyutunu gözler önüne serdi.

Fidye Ekonomisi: Milis Yapıların Büyüyen Gelir Ağı
Nijer eyaleti ve çevresi, son yıllarda silahlı grupların yoğun şekilde faaliyet gösterdiği ve giderek etkisini artırdığı bir bölge olarak öne çıkıyor. Bölgeyi yakından izleyen gazeteci Ibrahim M. Ndamitso, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada bölgenin uzun süredir silahlı grupların baskınlarına maruz kaldığını belirtiyor. Ndamitso ayrıca bu bölgenin hayvan hırsızlığından fidyeye kadar genişleyen pek çok suç için bir transit noktası olarak kullanıldığını ifade ediyor.
Londra merkezli güvenlik analisti Bulama Bukarti ise, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede özellikle kuzeybatı ve kuzey-merkez bölgelerindeki kaçırma vakalarının büyük ölçüde ekonomik motivasyonla gerçekleştirildiğini vurguluyor. Bukarti’ye göre bu saldırılar, silahlı grupların siyasi ya da ideolojik bir mesaj verme isteğinden ziyade; fidyeye dayalı bir gelir sisteminin parçası haline gelmiş durumda.
Chibok’tan Bu Yana Süren Güvenlik Açığı
Nijerya’da okulların hedef alınması yeni bir olgu değil; aksine uzun süredir devam eden bir sorun. 2014’te yüzlerce kız öğrencinin kaçırıldığı Chibok saldırısından bu yana eğitim kurumları, sembolik ve savunmasız hedefler olarak görülüyor. Bugün failler ve amaçlar değişmiş olsa da okullar, toplu kaçırmalar açısından hâlâ en kırılgan kurumlar arasında. Bu da, özellikle kırsal bölgelerde eğitim faaliyetlerini ciddi biçimde aksatıyor.
ABD ile Gerginlik ve Hristiyanlara Yönelik Saldırı Tartışması
Son saldırı dalgası, uluslararası arenada Nijerya ile ABD arasında yeni bir diplomatik gerilimi tetikledi. Washington’dan gelen açıklamalarda, Nijerya’da özellikle Hristiyanların hedef alındığı iddiası gündeme getirildi. Özellikle baskının bir Katolik okulunda gerçekleşmesi, saldırıların dini saiklerle bağlantılı olabileceğine dair tartışmaları güçlendirdi.
Nijerya yönetimi ise bu iddiaları reddediyor ve olayların ardında ekonomik sorunlar ile güvenlik zaafiyetinin yattığını söylüyor. Abuja, olayların arkasında dini motivasyon değil; otorite boşluğunun yol açtığı suç ekonomisinin bulunduğunu savunuyor.

Nijerya’yı Kaçırma Dalgasına Sürükleyen Sistemsel Çöküş
Son dönemde artan kaçırma olayları, Nijerya’da yaşanan ekonomik zorlukların, devlet kapasitesinin zayıflamasının ve Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın birleşmesiyle ortaya çıkan geniş çaplı ve çok katmanlı güvenlik krizine işaret ediyor.
Ekonomik baskı:
2023 seçimlerinden sonra uygulanan ekonomik reformlar, akaryakıt fiyatlarını ve yaşam maliyetini hızlı bir şekilde artırdı. Özellikle kuzey eyaletlerinde derinleşen yoksulluk, genç nüfusun silahlı gruplara katılmasını bir gelir alternatifi haline getirdi.
Devlet otoritesinin zayıflaması:
Kırsal alanlarda güvenlik güçlerinin yetersizliği, devletin bazı bölgelerde fiilen görünmez hâle gelmesine sebebiyet verdi. Bu boşluk, silahlı yapıların halktan “vergi” toplamasına, önemli geçiş noktalarını kontrol etmesine ve kendi otoritelerini kurmasına imkân tanıdı.
Sahel kaynaklı istikrarsızlık:
Sahel bölgesindeki darbeler, iç savaşlar ve silah akışı, Nijerya’daki silahlı grupların kapasitesini daha da güçlendiriyor. Bölgeye yoğun bir şekilde silah ve militan giriş-çıkışı yaşandığı biliniyor.
Hükûmetten Kapsamlı Güvenlik Tedbirleri
Saldırıların ardından Nijerya hükümeti bir dizi güvenlik tedbiri açıkladı. Ülke genelinde 47 üniversite kapatıldı, ayrıca Nijer eyaletindeki tüm okullar ise geçici süreyle eğitime ara verdi.
Uzmanlara göre yüzlerce okulun kapanması, eğitim sisteminin açıkça saldırı altında olduğuna işaret ediyor.
Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu, güvenlik birimleriyle yaptığı toplantının ardından 30 bin yeni polis memurunun işe alınması talimatını verdi. VIP koruma kadrolarındaki polislerin, kritik bölgelere sevk edilmesi yönünde talimat verildi. Ayrıca kriz yönetimini hızlandırmak amacıyla savunma bakanının Nijer eyaletine gönderilmesi kararlaştırıldı.
Ülkede süren Boko Haram tehdidi, kuzeybatıdaki etkin olan silahlı suç örgütleri ve etnik çatışmalarla birleşerek güvenlik krizini büyütüyor. Tinubu’nun 2023’te göreve gelişinden bu yana 10 binden fazla kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin kaçırıldığı ve yaklaşık 3 milyon kişinin yerinden edildiği belirtiliyor.

Genel Değerlendirme: Nijerya Çok Katmanlı Bir Krizin Gölgesinde
Art arda gelen kaçırma vakaları, Nijerya’nın yalnızca güvenlik anlamında değil, ekonomik ve yönetim açısından da derin bir kriz yaşadığını gösteriyor. Silahlı yapıların güçlenmesi, devletin kırsal bölgelerde nüfuzunu kaybetmesi ve bölgesel çatışmaların etkisi birleşerek ülkeyi daha hassas bir konuma sürüklüyor. Uzmanlara göre Nijerya’nın bu döngüyü kırabilmesi, sadece askerî operasyonlarla değil, ekonomik iyileştirme, devlet kapasitesinin güçlendirilmesi ve Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın diplomatik yollarla çözülmesi ile mümkün.
Kaynak: Al Jazeera, BBC Africa, Financial Times, ICIR, AA
1 Comment
Haber için teşekkürler. Bu olayla ilgili pek kaynak bulamamıştım. Gayet açıklayıcı olmuş. Elinize sağlık.